KASK- Temel Fotoğraf Seminerleri kapsamında programımızda bulunan eğitim amaçlı çekim gezimizi 21 mart Pazar günü, Göynük ve Taraklıya yaptık.
Çok güzel bir bahar sabahı, Bolu- Göynük’e vardığımızda şehir yavaş, yavaş uyanıyordu. İşyerleri güne hazırlanırken, çevre köylerden gelen kadınlar, pazar yerindeki tezgahlarına ürünlerini yeni sermeye başlamıştı.
Göynük’e gelenlerin ilk gözüne çarpan yapılardan biri, 1922 yılında Sakarya Meydan savaşı anısına Cumhuriyet döneminin ilk kaymakamı, Hurşit Bey tarafından altıgen, üç katlı ahşap yalı baskı mimarisi tarzında inşa edilmiş olan tarihi Zafer Kulesidir.
İlk Osmanlı dönemi yapılarının estetik ve sadelikleri, yosunlaşmış alaturka kiremitleri ile birbirinin üzerinden bakan, vadi yamacına yayılan ve insana coşku veren, göynük evlerini izlerken büyülenmemek elde değildi.
Arnavut kaldırımlı dar sokaklardan yürürken, otantik görünümlü eski evlere, içinde yaşayan ,sevecen ve “ Anadolu saflığını” henüz kaybetmemiş insanların sıcaklığının, ayrı bir ruh kattığı hissediliyordu.
Anadolu tarihi ile paralellik gösteren Göynük, Roma ve Bizans döneminde ve daha sonra Osmanlı döneminde İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan karayolu üzerinde önemli bir yerleşme merkezi olmuş. Göynük’ün önemli tarihi değerlerinden biride, Fatih Sultan Mehmet’in hocası olan ve 1459 yılında vefat eden Akşemsettin Hazretlerinin türbesi Göynükte Fotoğraf çekimini tamamladığımızda, artık karnımız acıkmaya başlamıştı. Daha önceki Göynük gezimizde, tadı damağımızda kalan yöreye has ev yapımı mantıyı, dolmayı ve güveçi yemek için , Paşazade restaurant’ın yolunu tuttuk.
Yemek sonrasındaki ikinci durağımız Taraklı’ya indiğimizde, çevredeki değişikliğe inanamadım. Eski yıkık dökük evlerin bir çoğunun restorasyonları, Toplu Konut İdaresi desteğiyle bitirilmişti. Bence bu çalışma tarihi koruma açısından çok önemli bir gelişme, eğer bu çalışmalar turizme de hizmet etmeye başlarsa yöreye çok önemli maddi katkısı olur.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Taraklı için şöyle der “ Taraklı Bursa Tekfuru tarafından yaptırılmıştır. Osman Gazi’ nin fethidir. 150 akçelik kazadır. Halen kalesi viranedir. Kasabası, bağlı bahçeli, dere içinde 500 ‘e yakın mamur evi, üzeri tahta ve kiremitle örtülü şirin bir kasabadır. 11 camii ve 7 mahallesi vardır. Çarşı içindeki camii güzeldir. Bir hamamı, 5 hanı, 6 mahalle mektebi ve 200 dükkanı vardır. Hemen herkes kaşık ve tarak yaptığından bu şehre Taraklı(Tarakçı)derler”
Biz her ne kadar Taraklı’da Kaşıkçı ve Tarakçı bulamadığımız için, fotoğraflarını çekemesek de modellikten vazgeçip fotoğrafa başlayan gruptaki arkadaşımız, Türkan Hanım, bir kaşıkçı atölyesi bulup, bizlerden habersiz çok güzel kaşıkçı fotoğrafları çekmiş. Ben ve diğer arkadaşlar ise o sırada eski evlerin içinde Murat ve Yaşam’ın modelliği ile güzel fotoğraflar çekmekle meşguldük.
Günün sonunda, Murat’ın balıkgözü objektifi ile anı fotoğrafımız çektirip,İzmit’e dönüşe geçtiğimizde, çok güzel ve neşeli bir günün ardından keyifli,tatlı anılarımız ve hafıza kartlarımızdaki fotoğraflarla birlikte dönmenin mutluluğunu yaşıyorduk.



