KASK – Salı Etkinliği – Yusuf DARIYERLİ

Değerli üyelerimiz ve fotoğraf dostları,

Derneğimizin 2018-2019 sezon açılışını 09 Ekim 2018 salı günü saat 19:00’da Yusuf Darıyerli‘ nin katılımı ile dernek binamızda gerçekleştireceğiz. Sezon açılışımıza tüm fotoğraf severler davetlidir.

YUSUF DARIYERLİ:
1958’de Düzce’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümü ve Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu. Çeşitli kuruluşlarda Bilgisayar Programcısı ve Sistem Analisti olarak çalıştı. 1990’larda amatör olarak fotoğrafla ilgilenmeye başladı ve 2000 yılında tüm zamanını fotoğrafa ayırmaya karar verdi. Bugüne kadar “İstanbul-İstanbul”, “Koyu Siyah”, “Panayır”, “Yağlı Güreş”, “Az Kısalt-İstasyon Berberi Cavit”, “Taşra Fısıltıları” başlıklı sergiler gerçekleştirdi. 2008’de PANAYIR adlı kitabı, geçtiğimiz yıl ise “YULAR” başlıklı fotoğraf kitabı yayınlandı…
Darıyerli serbest fotoğrafçı olarak çalışmakta, belgesel nitelikli fotoğraf projeleri yürütmeye devam etmektedir.

PANAYIR:
Fotoğraflara bakarken, fotoğrafçının gözlerinin ve ruhunun bize ödünç verildiğini hisseder, sahibine ait otobiyografik izler barındırdığını düşünürüm. Panayır fotoğrafları benim zihnimde, Jorge Amado’nun “Çocukluğum anavatanımdır” ifadesinde vurguladığı gibi, güzel çocukluk anılarıyla dolu çocukluk dünyamı canlandırır. Panayır büyükler için olduğu kadar, en çok da çocuklar içindir; birlikte coşkuyla eğlenmek, havaya savrulmak, özgürlüğü hissetmek, harçlığını sonuna kadar tüketmek, doğayla daha çok iç içe olmak demektir. Renkli, parıltılı bir yaz etkinliği olan panayırlar, özellikle televizyon öncesi dönemde, alışveriş ve eğlence anlamında kasabalara hayat katardı… Ne yazık ki modern yaşam arayışıyla beraber vahşi bir yapılaşmaya teslim edilen, yeşil alanları alabildiğine kısıtlanmış şehirlerimizde geniş açıklıklara, festival ve panayır alanlarına yer yok. Günümüzde, ancak taşranın derinliklerinde, kısmen de olsa panayırları görebilmek mümkün. Bu çalışmayla beraber peşinde olduğum şey, panayırın değişmeyen özü ve en çok da “toprak, çimen ve gökyüzü arasında olmak” duygusudur.

YULAR:
Endüstriyel Tarımın bir önermesi olan Fabrika Hayvancılığı, kırmızı et ve süt üretimi için geleneksel Aile Çiftçiliğinin koşulsuz bir alternatifi olabilir mi? Köyler ve meralar terk edilirken, tabağımızdaki et giderek bize yabancılaşıp pahalılaşırken YULAR, tam da böyle bir ortamda, hayvancılığımızın görünen sahnesi olan geleneksel hayvan (mal) pazarlarına davet ediyor okuyucusunu. Siyah-beyaz fotoğraflar, binlerce yıldır var olan insan-hayvan ilişkisinin anlamsal izleğini harekete geçiriyor, “hayvancılık”, “sağlıklı et”, “hayvan refahı” kavramları üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor.